Etiket: yorum
Görünmeyen Koleksiyon – Stefan Zweig
Kitap stefan zweig ın. yeni başladım. kitabın konusuyla ilgili arka kapağında yazan yazıyı özetle yazayım. değerli bir koleksiyon sahibi kör bir adamın koleksiyonun ailesi tarafından habersiz satılmasıyla ilgili yaşananları anlatıyor. kısa bir kitap 80 sayfa civarı. ama ciltli. sanırsam klasik bir eser. kitapta konu gayet akıcı anlatılıyor. bu kitabı 10 liraya aldım.
Kitap ismini ilk hikayeden alıyor fakat kitapta bu hikayeden başka mürebbiye ve leporalla isimli iki hikaye daha var. toplam üç hikayede güzel bir edebiyat eseri okumuş oluyorsunuz.
şimdi böyle bir kitaba 10 tl helali hoş olsun. ama sakın piyasada 15 lira civarı satılan, miraç çağrı aktaş – kendine hoşgeldin, feyza altun – sınırda üç kadın, aslı t kızmaz – olmasa da olur, adlı kitapları almayın. bu eser koridor yayınlarından çıkmış böyle klasik eserleri okuyun. çünkü diğer üç kitaba lanet ettim, bunlar yayın evlerinin para kazanmak amacıyla ticari olarak yazdırdığı her hangi bir değeri olmayan kağıt ziyanı çünkü. mukayeseyi görünmeyen koleksiyon adlı eserle karşılaştırarak yapıyorum.
koridor yayınlarına destek verin ki, böyle eserlerin gerisi gelsin. kimseyi boş yere zengin etmeye şöhret etmeye gerek yok…
Dünyanın merkezine yolculuk – Jules Verne
Aslında çocukken bunun filmini izledim mi hatırlamıyorum. bu kitabı a101 den aldım. jules verne in güzel bir eseri. bir gün şifreli bir mesaj bulan bir alman profesörün bunu çözerek dünyanın merkezine yaptığı yolculuğu anlatıyor. peki neresi mi bu dünyanın merkezi. izlanda dan bir mağaradan başladıkları yer altındaki yolculuk italya dan etna yanardağından çıkarak son buluyor. sonunda profesör, yolculukta ona eşlik eden yeğeni ve rehber meşhur oluyorlar. güzel sürükleyici bir kitap. vakit geçirmek için güzel…
Edge 3. sırada
Sitemin istatistiklerinden ziyaretçilerin özelliklerine bakıyorum. en çok kullanılan işletim sistemi windows gözükürken, en çok kullanılan internet tarayıcısının ise google chrome olduğu gözüküyor. ardından mozilla firefox geliyor. aslında chrome ile firefox kafa kafaya tam bir birinciden bahsedilemez. ama chrome daha yaygın gibi duruyor. dikkat çeken bir nokta ise chrome un macOS sisteminde de kullanılması. microsoft un edge tarayıcısı ise 3. sırada yer alıyor. 3. sırada ama arada yüzde bazında inanılmaz fark var, örneğin chrome, firefox yüzde 40-45 iken edge yüzde 3-4 gibi kullanım oranına sahip. chrome ve firefox daha sade programlar. açılış sayfası haberlerle yüklü değil. edge in ise açılış sayfası size haberleri sunuyor. yavaş bilgisayarlar için bu sorun teşkil ediyordur illaki. demek ki edge bu kadar süre geçmesine rağmen üstünlüğü ele geçirememesi ileride de ele geçiremeyeceğini gösteriyor…
Bu verilere nazaran işletim sistemi kullanımında windows yüzde 89 ile birinci, macOS ve linux 4 er ile ikinci sırada. ekran çözünürlüğünde ise full hd birinci (1920px), 1024 px ikinci, hd ready (1366px) üçüncü sırada… ama 1366px ile 1024 px kafa kafaya gidiyor… bu da full hd sistemlerin henüz tam yayılmadığını gösteriyor…
Mintax Finish’e karşı
a101 den indirimden finish bulaşık tableti aldım. tabii sadece indirimde olduğu için. oysa her zaman şok un mintax bulaşık tabletini kullanıyordum. peki finish mintax tan kaliteli mi. yok hiç de değil. bir kere bulaşıkların özellike plastik kapların üzerinde daha fazla leke kalıyor. bir kere şok un mintax ı, bim in bind active in den daha kaliteli bence. aynı üreticinin mi bilmemiyorum. ama tablet rengi farklı. peki finish almaya değer mi. değmez. mintax da daha az leke kalıyor. denemiş oldum finish i, zaten mintax a göre 2 katı para verip almam, değmez çünkü…
bu arada bim deki bind active ile mintax ın üreticisi eurotab olarak gözüküyor. aynı yer üretiyor. ama sanki mintax daha kaliteli…
Quechua ayakkabı
79 liraya aldığım slazenger ayakkabı 20 günde açılıp ayağımı da vurmaya başlayınca paraya kıyıp iyi bir ayakkabı alayım dedim. nikelar pumalar mağazada 500-1000 lira internette 350 lira civarı, ama onlar da kaliteli değil çin malı. decathlondan bir quechua su geçirmez ayakkabı aldım. 230 lira verdim. bir ay oldu neredeyse ne bir açılma ne bir patlama olmadı. bakalım ne kadar süre bunu kullanacağım. sıcak havada bütün gün giyince biraz ayak kokusu yapıyor. ama ayakkabı güzel kullanışlı…
quechua vietnam malı, açılan slazenger türk malıydı…
son güncelleme, 2 aydır giyiyorum sorun yok. yerli ayakkabıya kıyasla rekor..
bu arada 15-01-2021 de benzer quechua ayakkabıyı, sadece lacivert renk olarak koymuşlar, indirimde 150 tl ye gördüm. aynı ayakkabı su geçirmez. ben sezonda 230 tl ye almıştım, ama benimki gri renk….
19 ocak ta indirim bitmiş gri renk ürün 275 tl ye çıkmış…
15 şubat ta istanbul da ciddi kar yağışı oldu. ayakkabıyı karda giydim. hiç su geçirmedi…
3. ay sonunda ayakkabının iç astarında yırtılmalar oldu. demek 230 tl de versek, pahalı ayakkabı da alsak ömrü 3 ay. her gün giydim bu arada, su geçirmemesi güzel, ama bu ayakkabıyı en az 6/7 ay bozulmadan giymeyi beklerdim fiyatına göre, olmadı… tam üç ay 22 gün sonra bu kısmı ekledim…. 1 ay daha böyle giysem, çünkü iç astar, yaklaşık 4.5 ay ayakkabıyı giymiş olacağım. dünya para verdiğim hummel lara yada ucuz kinetix lere göre iyi bir süre aslında…
ayakkabıyı son yoğun giyişim, her gün, 27 mart. yazıyı aralık başı koymuşum, kasım sonu almış olsam, içi dağılana kadar neredeyse 4 ay dayandı diyebiliriz…
Franz Kafka – Açlık Sanatçısı
Franz Kafta nın açlık sanatçısı adlı kitabı satın aldım. kitap ciltli yapılmış, fiyat 9 lira, koridor yayınlarından çıkmış. okuduktan sonra yorumlarımı yapacağım…
Kitapta kısa hikayeler. Edebi açıdan yazılışı güzel, yıllar önce yazılmış hala okunabiliyor. Kafka gibi yazarların hikayelerinde tasvirler çok güzel yapılmış, hikayeler sizi yaşanan zamana götürüyor hatta, insan oğlunun doğası da değişmediği için konular hala güncelliğini koruyor.
Günümüz yeni yetme kadınlığı özümseyememiş (*) f.a. ve a.t.k gibi yazarların bullshit (saçma) kitaplarına para verip aldığım ve zamanımı verdiğim için kahroluyorum. Böyle insanlar değerli yazarların olduğu bir piyasada okuyucunun önüne yazar olarak çıkartılmamalı. 15 liralık kitapları gibi ucuz zihniyetleri de var çünkü…. bir de o erkek yazıcı m.ç.a. nin kitabı tam rezillikti.
Benim okuduğum kitaplar hakkında kısa, net yazdığım yazılar, kitabı beğendiğimi gösterir, eğer satırlar boyu eleştirmişsem o kitabı demek ki beğenmemişim…
Kitabı bitirdim. böyle bir eseri okumak ve arşiv için saklamak gerçekten güzel….
(*)f.a. : feyza altun, a.t.k.: aslı t kızmaz, m.ç.a: miraç çağrı aktaş
Orhan Pamuk – Ben Bir Ağacım
Orhan Pamuk u hiç okumadım. nasıl fikir sahibi olurum diyordum. bu kitabı buldum. yayımlanmış kitaplarından kısa hikayelerin olduğu bir kitap. Kitabı biraz okudum, orhan pamuk un yanında (*) a.t.k ve f.a. yazar değil, zaten genç kadınlar çok deneyimsiz oluyor… Bu arada a.t.k. ve f.a. nın ticari kitaplarını 15 tl ye orhan pamuk un eserini ise sadece 8 tl ye aldım. A.t.k ve f.a. sırtımızdan para kazandı hiç hak etmeden..
Orhan pamuk la tanışmak isteyen uzun kitaplarına vakit ayıramayanlar için yazarın edebi yönünü görmek için çok güzel bir kitap… bu kitaptaki hikayeler zaten romanlarından alınmış, orhan pamuk bazı eklemeler ve düzeltmeler yapmış…
Bir alıntı hikayesinde bir çocuğun okul anılarını anlatıyor ki orhan pamuk anlıyorsunuz neden nobel almış….
(*)f.a. : feyza altun, a.t.k.: aslı t kızmaz
Sherlock Holmes
A101 den sherlock holmes kitabı aldım. Güzel hikayeler var. Kitabın adı mavi yakut, o sadece bir hikayenin adı, başka hikayeler var. Edebiyat görmek isteyen yerli kadın yazarlara da tavsiye ederim. Önceki incelemelerde adı geçen iki kadın yazara, anlasınlar ki edebiyat ortadoğulu kafasıyla kadın psikolojisi (sömürerek) üzerinden konu edilmekten daha değerli…
Bu kitap polisiye bir kitap, sherlock holmes bilmeyenler için söyleyim bir dedektif, 1800 li yıllarda ingiltere de yaşamış. hikayelerde kimi zaman cinayetleri kimi zaman insanların öykülerini çözüyor. bir kere kitap geçtiği zamanı çok güzel anlatıyor, adeta sizi o zamana çekiyor. a101 de daha bir çok ucuza satılan sherlock holmes kitabı var, ilgilenenlere öneririm….
Olmasa da Olur – Aslı T. Kızmaz
Yeni başladım. Boşanma aşamasındaki bir kadınının hikayesi. ilk bir kaç bölümü okumuş durumdayım anlatım fena değil… devamını yazacağım…
Kitapta erkek boşanmak istiyor, kadın önce tamam hiç bir şey istemiyorum derken avukatın ve diğer kadınların doldurmasıyla nafaka dahil talepleri oluyor. Klasik erkeğin yanında kendini eşit görmeyen, konumlandıramayan türk kadını profili erkeği cezalandırma yolunu seçiyor. Ama erkek tınmıyor, boşanıyor, okuduğum yerde hatta daha genç birini buluyor. Böyle bir hikaye, boşanan kadın psikolojisini anlatıyor, zaten yazar kadın.
Kitabın sonunda kadın bar açıyor, olmasa da olur diyor başka ilişki yaşamıyor…
Yazara haksızlık etmeyeyim hikayeyi güzel anlatmış, kadınca bakış açısı var, kadınlara da haksızlık etmeyelim (kadınları genellemiyorum), herkesin illa bir ilişkisi olacak diye bir durum yok ama, kitapta kadın ben nafaka almayayım ama erkek ayda 10 bin lira nafaka olarak mor çatıya bağışlasın denmesi, hiç bir şeyi mazur göstermez, bu türk hukuk sisteminde boşanan kadınlar erkeklerin sırtına yük kalıyor, hayatlarından çıkmıyorlar, adamdan intikam aracına dönüyor bu iş. bu hikayede kadının bir daha evlenmemesi takdir edilecek alkışlanacak bir durum değil, evlense erkek nafakadan kurtulur, daha hayırlısı olur erkek için türk hukuk sistemine göre…
Bu arada kadının bar açması da bilmem ne ajansını satması vs de bu “hikayedeki doğu kafalı kadını tipini” batılı değerlere ulaştığını göstermez, çünkü hikayedeki kadın modelinin okumuş olması, iş sahibi olması, bar cart curt açması bir şey değiştirmiyor. demek istediğim şu ki bar açmak vs batılı zihniyete ulaşmak değil, kadın için özgürlük hiç değil, modernleşme bu değil, bunlar basit maddi değerler…. kitaptaki hikaye bana bunu gösteriyor… bu arada kitaptaki kadın profili üzüntüsünde, sevincinde her kutlamasında içki içen bir kadın profili, zaten sonunda da bar açıyor. aslında bu yazarın kendi kafasının içerisindeki modern (modern sandığı) kadın profilini hikaye yoluyla dayatmaya çalışması da bence aslında… bu da modernite kesinlikle değil, içki içmek kadını özgürleştirmez, marifet değil, hatta bir yerde sarhoşken kavga ediyorlar, yazar bunu ballandırarak anlatıyor.. jennifer lopez la yapılan röportajları okursanız ilerlemiş yaşına rağmen genç görünmesinin sebebinin hiç alkol kullanmaması, alkolün cildi mahvettiğini nasıl anlatıyor görürsünüz. yani kitapta yanlış yönlendirme var… kadının modernleşmesi alkol kullanması ve tek başına bar açması üzerine tasvir ediliyor… yazarla ilgili ufak bir araştırma yaptım, youtube da çektiği bir video da şimdi bir bira açarım gibi laflar ediyor, alkolle problemi var bence… içki firması sponsor sanki kendisine… bu kafa zannediyor ki erkekler rakı masasında yaşıyor, içki içerek erkekle olan eşitliğe ulaşırım, benim sosyal hayatım da var allaha şükür, içki de içmiyorum, anca içersem bir bardak… kendinde eksiklik arıyor anlayacağınız…
Yazanın anlatışı güzel. Kitap hikaye olarak okunur da, güzel yazılmış ama muhtelen yazarın iç dünyasının dışa yansıması olan kitaptaki kadın modeli geri kafalı (izah edecek başka kelime bulamıyorum)….
Kitaptan aklımda kalan sözler, shotları devirelim, nafaka benim hakkım (bu arada kitapta kadın iş güç sahibi, paraya ihtiyacı yok, ama yazarın iç dünyasından gelen arzuları erkeğe 10 bin lira nafaka ödetmeyi seçmiş, hiç araştırmadan yazmış tamamen cehalet, erkek de paraları boncuk olduğu için hemen kabul ediyor, muhtemelen birasından 2 yudum alırken o kafayla yazmış o satırları) . Yazarın youtube videosu da şöyle, çok yoruldum bir yorgunluk birası içeyim, kafa bu kafa…, youtube videolarında da görgüsüzlük zirve yapmış zaten, az sonra gym e gidicem, yeni uyandım cart curt, pööhhh…
Bu arada yazarın bakış açısıyla boşanan ve bir başka ilişki yaşamayan kadın cici kadın, iyi kadın. ama boşanan adam boşandıktan sonra 2 farklı ilişki yaşıyor, ilişki yaşadığı kadınlar kötü kadın. görüldüğü üzere yazar gibi bakış açısı olan kadınlar, kendileri diğer kadınlara düşmanlar ve onları sınıflandırıyorlar… Hatta şöyle denebilir, bir çok kadının nefret ettiği hatta istanbul sözleşmesine bile giren yabancı dillerde karşılığı bile olmayan namus kavramı üzerinden bir sınıflandırma yapılıyor… yazarın boşanan kadını boşanmasına rağmen ve adamın istememesine rağmen erkeğe askıntı olmaya ve hayatından çıkmamaya devam ediyor kitapta…
Kitap sosyal medya ağzıyla yazılmış, edebi değer sıfır (örnek shotları devirelim, nedir bu kardeşimmm)…
Aslında ben bu kişilerin bu kitapları kendi yazdığına da pek inanmıyorum, para kazanmak böyle kolay olmamalı….
Bu yazının bir kaç yerinde yazara haksızlık etmeyelim gibi şeyler yazdım, şimdi üşendim değiştirmeye dip not düşüyorum, haksızlık etmek değil, kitabının tüm nüshalarının toplatılıp yakılmasını insanlardan uzak tutulmasını diliyorum. çünkü ekşi sözlük te yerden yere vuruluyor. kadın bu gönderileri eleştiren bir youtube videosu çekmiş, eleştirenlere bir hakaret etmediği kalıyor. videoyu izledikten sonra, böyle bir insanın sosyal medya fenomeni gibi kendini sunma rezilliği, kitabını sattırmak için o kitap sitelerine yayın evinin muhtemelen parayla yazdırdığı yorumlarını da görünce iyice tiksindim kendisinden….
bu kitapla söyleyebileceğim yegane şey, o da ismi cuk oturmuş, böyle bir kitap olmasa da olur, böyle bir yazıcı da olmasa da olur.

Start Menu 10
8 Mart 2021
Teknoloji
Start Menu 10 için yorumlar kapalı
onurkayikci
start menu 10 çok güzel bir program. pro sürümü olduğu gibi ücretsiz sürümü de çok işe yarıyor. sizi reklamlarla zorlamıyor. ne yapıyor derseniz. windows 10 başlat menüsünü tamamen değiştiriyor. eski klasik windows 7 başlat menüsüne benzer bir gruplama görünümüne çeviriyor. sadece bununla kalmıyor, denetim masası, bilgisayarım tüm uygulamalar, hard diskler içerikleriyle beraber başlat menüsüne klasör olarak geliyor. windows 10 un başlat menüsü çok işlevsiz, hızlı bir bilgisayarda bile yavaş çalışıyor ve aradığınızı bulamıyorsunuz. start menu 10 ü google dan aratın ve indirin, çok güzel bir uygulama… bu arada windows 10 u etkileştirmediyseniz bir müddet sonra windows 10 başlat menüsündeki arama seçeneğini diğer özelliklerle beraber kapatacaktır. bu programı kurarsanız, arama kutucuğu kendi içerisinde geliyor ve inanın windows 10 un arama kutucuğundan daha iyi çalışıyor… masaüstü ile hiç muhattap olmadan bütün işlerinizi başlat menüsünden idare edebiliyorsunuz…
bu arada start menu 10 da kapat, oturumu kapat gibi seçeneklerde bulunuyor. hatta bir zamanlayıcı var, yani bilgisayarı 15 dakika sonra kapat gibi komutlar verebiliyorsunuz…
başlatbaşlatmenüsüstartmenu10windows10yorum