Olmasa da Olur – Aslı T. Kızmaz

18 Eylül 2020

Kültür

Olmasa da Olur – Aslı T. Kızmaz için yorumlar kapalı


Yeni başladım. Boşanma aşamasındaki bir kadınının hikayesi. ilk bir kaç bölümü okumuş durumdayım anlatım fena değil… devamını yazacağım…

Kitapta erkek boşanmak istiyor, kadın önce tamam hiç bir şey istemiyorum derken avukatın ve diğer kadınların doldurmasıyla nafaka dahil talepleri oluyor. Klasik erkeğin yanında kendini eşit görmeyen, konumlandıramayan türk kadını profili erkeği cezalandırma yolunu seçiyor. Ama erkek tınmıyor, boşanıyor, okuduğum yerde hatta daha genç birini buluyor. Böyle bir hikaye, boşanan kadın psikolojisini anlatıyor, zaten yazar kadın.

Kitabın sonunda kadın bar açıyor, olmasa da olur diyor başka ilişki yaşamıyor…

Yazara haksızlık etmeyeyim hikayeyi güzel anlatmış, kadınca bakış açısı var, kadınlara da haksızlık etmeyelim (kadınları genellemiyorum), herkesin illa bir ilişkisi olacak diye bir durum yok ama, kitapta kadın ben nafaka almayayım ama erkek ayda 10 bin lira nafaka olarak mor çatıya bağışlasın denmesi, hiç bir şeyi mazur göstermez, bu türk hukuk sisteminde boşanan kadınlar erkeklerin sırtına yük kalıyor, hayatlarından çıkmıyorlar, adamdan intikam aracına dönüyor bu iş. bu hikayede kadının bir daha evlenmemesi takdir edilecek alkışlanacak bir durum değil, evlense erkek nafakadan kurtulur, daha hayırlısı olur erkek için türk hukuk sistemine göre…

Bu arada kadının bar açması da bilmem ne ajansını satması vs de bu “hikayedeki doğu kafalı kadını tipini” batılı değerlere ulaştığını göstermez, çünkü hikayedeki kadın modelinin okumuş olması, iş sahibi olması, bar cart curt açması bir şey değiştirmiyor. demek istediğim şu ki bar açmak vs batılı zihniyete ulaşmak değil, kadın için özgürlük hiç değil, modernleşme bu değil, bunlar basit maddi değerler…. kitaptaki hikaye bana bunu gösteriyor… bu arada kitaptaki kadın profili üzüntüsünde, sevincinde her kutlamasında içki içen bir kadın profili, zaten sonunda da bar açıyor. aslında bu yazarın kendi kafasının içerisindeki modern (modern sandığı) kadın profilini hikaye yoluyla dayatmaya çalışması da bence aslında… bu da modernite kesinlikle değil, içki içmek kadını özgürleştirmez, marifet değil, hatta bir yerde sarhoşken kavga ediyorlar, yazar bunu ballandırarak anlatıyor.. jennifer lopez la yapılan röportajları okursanız ilerlemiş yaşına rağmen genç görünmesinin sebebinin hiç alkol kullanmaması, alkolün cildi mahvettiğini nasıl anlatıyor görürsünüz. yani kitapta yanlış yönlendirme var… kadının modernleşmesi alkol kullanması ve tek başına bar açması üzerine tasvir ediliyor… yazarla ilgili ufak bir araştırma yaptım, youtube da çektiği bir video da şimdi bir bira açarım gibi laflar ediyor, alkolle problemi var bence… içki firması sponsor sanki kendisine… bu kafa zannediyor ki erkekler rakı masasında yaşıyor, içki içerek erkekle olan eşitliğe ulaşırım, benim sosyal hayatım da var allaha şükür, içki de içmiyorum, anca içersem bir bardak… kendinde eksiklik arıyor anlayacağınız…

Yazanın anlatışı güzel. Kitap hikaye olarak okunur da, güzel yazılmış ama muhtelen yazarın iç dünyasının dışa yansıması olan kitaptaki kadın modeli geri kafalı (izah edecek başka kelime bulamıyorum)….

Kitaptan aklımda kalan sözler, shotları devirelim, nafaka benim hakkım (bu arada kitapta kadın iş güç sahibi, paraya ihtiyacı yok, ama yazarın iç dünyasından gelen arzuları erkeğe 10 bin lira nafaka ödetmeyi seçmiş, hiç araştırmadan yazmış tamamen cehalet, erkek de paraları boncuk olduğu için hemen kabul ediyor, muhtemelen birasından 2 yudum alırken o kafayla yazmış o satırları) . Yazarın youtube videosu da şöyle, çok yoruldum bir yorgunluk birası içeyim, kafa bu kafa…, youtube videolarında da görgüsüzlük zirve yapmış zaten, az sonra gym e gidicem, yeni uyandım cart curt, pööhhh…

Bu arada yazarın bakış açısıyla boşanan ve bir başka ilişki yaşamayan kadın cici kadın, iyi kadın. ama boşanan adam boşandıktan sonra 2 farklı ilişki yaşıyor, ilişki yaşadığı kadınlar kötü kadın. görüldüğü üzere yazar gibi bakış açısı olan kadınlar, kendileri diğer kadınlara düşmanlar ve onları sınıflandırıyorlar… Hatta şöyle denebilir, bir çok kadının nefret ettiği hatta istanbul sözleşmesine bile giren yabancı dillerde karşılığı bile olmayan namus kavramı üzerinden bir sınıflandırma yapılıyor… yazarın boşanan kadını boşanmasına rağmen ve adamın istememesine rağmen erkeğe askıntı olmaya ve hayatından çıkmamaya devam ediyor kitapta…

Kitap sosyal medya ağzıyla yazılmış, edebi değer sıfır (örnek shotları devirelim, nedir bu kardeşimmm)…

Aslında ben bu kişilerin bu kitapları kendi yazdığına da pek inanmıyorum, para kazanmak böyle kolay olmamalı….

Bu yazının bir kaç yerinde yazara haksızlık etmeyelim gibi şeyler yazdım, şimdi üşendim değiştirmeye dip not düşüyorum, haksızlık etmek değil, kitabının tüm nüshalarının toplatılıp yakılmasını insanlardan uzak tutulmasını diliyorum. çünkü ekşi sözlük te yerden yere vuruluyor. kadın bu gönderileri eleştiren bir youtube videosu çekmiş, eleştirenlere bir hakaret etmediği kalıyor. videoyu izledikten sonra, böyle bir insanın sosyal medya fenomeni gibi kendini sunma rezilliği, kitabını sattırmak için o kitap sitelerine yayın evinin muhtemelen parayla yazdırdığı yorumlarını da görünce iyice tiksindim kendisinden….

bu kitapla söyleyebileceğim yegane şey, o da ismi cuk oturmuş, böyle bir kitap olmasa da olur, böyle bir yazıcı da olmasa da olur.


Ferrarisini Satan Bilge – Robin Sharma

15 Eylül 2020

Kültür

Ferrarisini Satan Bilge – Robin Sharma için yorumlar kapalı


Ben bu kitabı bir kaç yıl önce almışım ve yarım bırakmışım. tekrar baştan başladım. hint felsefesi üzerine bir kitap. zihinsel aydınlanma için çok güzel. hatta 40 ından sonra böyle bir kitabı okumak ayrı keyif diyorum. gerçi hintliler müslümanları sevmiyorlar, pakistan dan da nefret ediyorlar, kötü bir durum ama biz olayın felsefesiyle ilgiliyiz. dünyada farklı inançlar olduğunu kabul etmek lazım. tüm dünyayı islam kabul etmek isteriz ama değil, google dan aratırsanız müslümanlar dünyada sadece yüzde 23. dünya müslüman değil diye dünyaya mı küseceğiz, hayır diğer felsefeleri de okuyup bilgi sahibi olup, dünya insanı olacağız. benim düşüncem bu…

kitap yorucu bir çalışma hayatını mecburen bırakan bir avukatın hindistan a aydınlamaya gitmesini anlatıyor…


Nejat İşler – Ben hep senin yanındaydım

10 Eylül 2020

Kültür

Nejat İşler – Ben hep senin yanındaydım için yorumlar kapalı


Bir kaç hikayeden oluşan bir kitap. Analizler güzel. nejat işler de aile bağları ve sevgiyi daha güzel işliyor. çok başarılı olmuş kitap.

Bu tarz kitaplar okudukça feyza altun gibi istanbul sözleşmeci marjinal feministlerin içindeki kadının kadına karşı nefretini, erkeğe karşı düşmanlığını nasıl kin kustuğunu daha iyi anlıyorum. halbuki istanbul sözleşmesi sadece kadına yönelik şiddet için değil, kadının erkeğe yaptığı şiddet için de aynı hükümlerin uygulanmasını içeriyor, gerçi onu da 2 satırda geçmiş. ama yok freud un penis kıskançlığı teorisinin (*) beyninin içine kazınıp zirve yaptığı feyza altun gibi marjinaller olayı sömürüyor. Bunu da hikayenin içine sokuşturduğu tecavüzcü erkek figüründen anlıyorsunuz. başka kitaplar okudukça daha iyi anlıyorum. Feyza altun kendi gibi bakış açısında olan kadının kadına, erkeğe nasıl baktığını yaptığı analizlerden anlıyorsunuz… zaten bu tarz insanların elinde istanbul sözleşmesinin nasıl bir suistimal aracına dönüştüğünü yazdığı hikayelerdeki bakış açısından anlıyorsunuz. Kadını tanımak için böyle feyza altun gibi marjinallerin kaleminden çıkmış hikayeleri okumayın lütfen. Ben okudum bilmem kaç yazımda dert yandım zaten. bunlarda insan sevgisi yok… Kadını tanımak istiyorsanız saba tümer okuyun lütfen…

Biz konumuza dönelim. Nejat işler in hikayelerinde istanbul da büyüyenler kendini de bulabilir. sade bir gece hayatı, askerlik yapanlar için hoş saptamaların olduğu hikayeler var, kadınları bir de nejat işler den okuyun, aşk, ihtiras… Kitabı çok beğendim…

( * bu teoride freud kadının erkeğe karşı kendisinde eksiklik hissetme durumu olduğundan bahseder, tanım itici gelmesin, internet ten araştırabilirsiniz, ben kesinlikle her kadında var diye söylemiyorum, ama bazı durumlarda olabiliyor freud un da bahsettiği gibi bence de, gözüken o)


Saba Tümer – 21 Günde Mutluluk

3 Eylül 2020

Kültür

Saba Tümer – 21 Günde Mutluluk için yorumlar kapalı


Saba Tümer, yılların tecrübesi, gerçek kadın, öyle feyza altun gibi yeni yetme marjinal değil, tanıyan tanıyor zaten saba tümer i bizim onu tanıtmamız ne haddimize, ben kitabı yorumluyorum. örneğin saba tümer kitapta erkek arkadaşından bahsediyor, hiç rahatsız etmiyor. ama erkek figürünü feyza altun dan okursasız kötü düşman olarak tasvir ediliyor. 21 günde mutluluk tavsiyeleri veriyor. neler yapılabilir listeler halinde yol yordam anlatılıyor kısaca mutlu olmak için. kitap samimi bir dilde yazılmış, vakit geçirmek için güzel…

Adım adım mutluluğun sırrını kendimizi nasıl daha motive edebiliriz onu anlatıyor özetle. kitapla ilgili aldığı el notları da kitabın içerisinde resim sayfaları olarak yer alıyor. kitap kadın diliyle yazılmasına rağmen erkekler için de geçerli saptamalar içeriyor, böyle bir çalışma yapması saba tümer in kanımca çok yerinde olmuş, sonuçta yılların tecrübesini anlatıyor..


Artan toplumsal şiddet

3 Eylül 2020

Havadan Sudan

Artan toplumsal şiddet için yorumlar kapalı


Son yıllarda artan şiddet olayları, cinayetler görüyoruz. son çıkan haberde dolmuşta kız arkadaşına dokunma kavgası çıkan olayda 16 yaşındaki genç 58 yaşındaki adamı silahın kabzasıyla döverek öldürdü haberi çıktı. nooldu. kız yürüdü gitti. genç çocuğun hayatı mahvoldu. bu şiddet olayları ile ilgili istanbul sözleşmesinin arkasına sığınmak hata oluyor. çünkü şiddet sadece kadına aile içi değil, her alanda var şu an maalesef, hayvanlara da şiddet olayları görüyoruz. ülkemizde suç oranlarında ciddi artışlar var. bunun üzerinde durulmalı, önlem alınmalı, abuk sabuk dizilerle büyüyen nesil, ne bulsa öldürüyor. bu arada kadın cinayetlerinde olan ilişkilerin her türlü boyutu da boy boy gazetelerde, yok şöyle sevişti, yok böyle aldattı, mide kaldırmayan içerikler de gazetelerde. bence her cinayeti ayrı incelemek, bu kadın cinayetlerindeki psikolojiyi de psikiyatristlere inceletmek lazım. her türlü ilişki rezilliğini de okur olduk çünkü… Sadece kadına değili her türlü şiddete hayır !!!


Kahrol üvey anne

2 Eylül 2020

Havadan Sudan

Kahrol üvey anne için yorumlar kapalı


İstanbul ümraniye de üvey kızının üzerine kaynar su döken üvey anne kahrol. Kızda ömür boyu kalacak izler kalacakmış. 4.5 yıl ceza isteniyormuş. İstanbul sözleşmesi savunup erkeklere saldıran zihniyet üvey anneyi de kınasanıza. Yok tık yok. Sizin amacınız başka çünkü…

Adidas

31 Ağustos 2020

Alışveriş

Adidas için yorumlar kapalı


Bir sitede 560 tl ye adidas ayakkabı gördüm, mağazada da 260 tl ye hummel, parayı vermek sorun değil beş para etmez kalitesiz hepsi..

50-60 liralık lc waikiki ayakkabı zaten onlar kalitesinde. adidas zaten çin malı, hummel türk malı….

Bu arada indirim sitelerinde 150 tl ye satılan ve daha önce aldığım hummel la aynı model kalın tabanlı spor ayakkabıyı lc waikiki nin internet mağazasından kargo dahil 56 liraya aldım. lc waikiki kargo ücreti olarak 6 tl alıyor. gidip aynı ürünü lc waikiki nin trendyol satışından alırsanız 10 tl kargo ücreti koyuyor trendyol parayı cebe indiriyor. zaten daha önceki yazılarımda da dediğim gibi eğer bir markanın kendi internet mağazası varsa, kesinlikle gidip onu gittigidiyor, trendyol gibi sitelerden almayın daha masraflı olduğu gibi sorun çıktığında da onlar aracı olduğu için problemler yaşıyorsunuz.

Ayakkabıya verdiğim para git gide azaldı zaten ürünler pahalı da olsa ucuz da olsa, aynı kalitede, yoğun kullanımdan sonra 3-4 ayda mefta oluyor…

Güncelleme : lc waikiki den aldığım ayakkabının tabanları ortadan ikiye bölündü, az kaldı yol ortasında yalınayak kalıyordum. zaten 49 tl ye almıştım, demek ömrü 1.5 aymış…


Nutuk

31 Ağustos 2020

Kültür

Nutuk için yorumlar kapalı


Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün Nutkunun 4/3 ünü okumuş durumdayım. milli mücadelede anadolu yu işgal eden devletlerle mücadele edildiği kadar iç hainlerle isyanlarla da uğraşıyor kahramanlar. herkesin okumasını tavsiye ederim. 400 sayfa civarı, tamamen yazı…

Ekleme 1 : sonlarına geldim nutkun, cumhuriyetin ilanı kısmındayım. nutku okurken arada başka kitaplarda okuyorum. yavaş ilerliyorum ama bitmek üzere…

Son : Nutku bitirdim. şunu gördüm ki türkiye 100 yılda bir arpa boyu yol almamış. hala şeyhler, müritler, tarikatlar konuşuluyor, siz zannediyor musunuz ki mercedes e, son model volkswagen e binmek, geçmeden para ödenen yollar köprüler medeniyet göstergesi, hiç de değil, gazinin ölümüyle beraber zihniyet yine eskiye dönmüş çuldan çaputtan medet uman cahil zihniyet. maalesef bence durum bu. batılı ülkelerden 100 yıl geri bir zihniyet, matbaanın 100 yıl sonra gelmesi gibi… Türkiye de hala din pazarlayarak geçinen bunu siyasete alet edip geçinen giden bir grup olduğu gibi yüzü dünyaya dönük insanlar da var. türkiye yi bunlar ayakta tutuyor. bu din pazarlayan grup islam da değil, takiye, kendi uydurdukları saçmalıklarla milletin sırtından geçiniyorlar, beleş geçinmek isteyenler de menfaat için hala bunlara yanaşıyor… camileri ağıra çevirdiler diyen zihniyet de bu zaten, islam ı ingiliz in güdümünde boyunduruğunda yaşamak isteyen insanlar bunlar… nutuk da din özgürlüğü (hiç bir emperyalistin tekelinde olmayan islam) , bağımsızlık ne kadar önemli bir kez daha görüyorsunuz…


Sen benim lunaparkımsın

27 Ağustos 2020

Kültür

Sen benim lunaparkımsın için yorumlar kapalı


Müthiş kısa bir roman. Erkan Toykan yazmış. Kapakta the Toykan yazıyor.. Kaçırılan birinin hikayesi. Merak ettiyseniz alın okuyun. Ucuz kitap 9 liraya aldım… Feyza Altun a da tavsiye ederim, roman nasıl yazılır görsün, kendini feminist tanımlayan marjinallerin de biraz insan sevgisi kazanması lazım…

Kitap İstanbul, Çin, Tayland hattında geçen bir hikayeyi konu alıyor. Konunun geçtiği bölgeler çok detaylı ve güzel anlatılmış. Yazar çok başarılı bir çalışma yapmış bence. Belki kitabı yazmadan önce kitabın geçtiği ülkeleri gezmiş, biraz olaylarla ilgili bilgi sahibi de olmuş olabilir. Uzakdoğu da gerçekleşen bu olay mı acaba gerçek mi diye sorgulatıyor insana…


Bereket Dağından Düşünceler

27 Ağustos 2020

Kültür

Bereket Dağından Düşünceler için yorumlar kapalı


İsa Mesih’in en ünlü vaazı. kapağında böyle yazıyor. bu kitabı kadıköy de bir kiliseden aldım. önüne dizmişlerdi. ücretsiz demişler, yanına bağış kutusu koymuşlar, iki lira da bağışladım. Türkiye nin batısına giderseniz koca bir Hristiyan dünyası var, onların kültürünü de tanımak lazım. bu arada hristiyanlığı kabul etmek isteyen daha özgür yaşamın bu dinden geçtiğini düşünen istanbul sözleşmeciler, size müjdem var sıkı durun. Hz. İsa boşamayı yasaklıyor, dul kadınlarla evlenmeyin diyor. haydi buyrun geçin, ama tabii ki batı dünyasında da hristiyan bir yaşam söz konusu değil, ama böyle zanneden istanbul sözleşmecilere duyurulur. Hz. İsa önce doğru olun diyor. kitap güzel, hristiyanlığı tanıma şansı veriyor….

Bu arada google dan basit bir araştırma yaparsanız dünyanın da sadece yüzde 23 ünün müslüman olduğunu görürsünüz. peki geri kalan hristiyan mı, yoo hayır. uzakdoğu da başka inançlar mevcut. tüm inançlara saygılı olmalıyız bence…


Hakkımda

...

Onur Kayıkcı

İlk İnternet sitemi yapalı 20 yılı aşmış. Bu sitede havadan sudan yazılarım yer almaktadır. Tüm içerikler kendime ait olup sponsorlu içerik yoktur. görsel içerikler için aşağıdaki simgeden instagram hesabıma bakabilirsiniz. Linkler aşağıda!

 iletisim@onurkayikci.com







Arşiv